DOLAR 16,7656 0.32%
EURO 17,4851 -0.34%
ALTIN 972,970,32
BITCOIN 3252962,57%
Kahramanmaraş
22°

AÇIK

03:29

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
Ne olacak Şimdi ?
24 okunma

Ne olacak Şimdi ?

ABONE OL
Eylül 7, 2022 14:18
Ne olacak Şimdi ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rosenhan deneyi, akıl sağlığı yerinde olmayan hastalara konulan tanıların ne kadar sağlıklı olduğunu anlamaya yönelik psikiyatrik tanı üzerine kurulu bir deney. Deney, Stanford Üniversitesi öğretim üyesi David Rosenhan tarafından gerçekleştirildi ve sonuçları 1973 yılında Science adlı dergide yayımlandı. Rosenhan’ın psikiyatri tanılarının güvenilirliğini test ettiği araştırma iki bölümden oluşuyor: İlk bölüm ‘yalancı hasta deneyi’, ikinci bölüm ‘var olmayan sahte hasta’ deneyi

Rosenhan’ın da dahil olduğu, aslında hiçbir akli şikayeti olmayan 8 kişiden oluşan ‘yalancı hasta’ grubu, çeşitli sesler duyduklarını iddia ederek, farklı hastanelere başvurur. Yalancı hastalar eğitim, meslek, yaş vb. yönlerden birbirlerinden oldukça farklı gruplardan seçilir.

Gaipten sesler duyduklarını söyleyerek hastanelere başvuran 8 kişi, sahte hasta rolüne girer. Kimi halüsinasyonlar gördüğünü kimi ise farklı psikolojik rahatsızlıklar yaşadığını söyleyerek, birtakım sözcüklerin kafalarında sürekli yankılandığını iddia eder. Hastane personelinin bu deneyden haberi yoktur. Ayrıca bu gruptaki hiç kimsenin akıl sağlığı sorunu yoktur.

Devlet hastanelerine başvuran 7 kişiye ‘şizofreni’, özel hastaneye başvuran 1 kişiye ise ‘manik-depresif psikoz’ tanısı konulur. Daha sonra bu hastalar hastaneye yatırılır. Hastaneye yattıkları andan itibaren tamamen ‘normal’ davranan ve artık ses duymadıklarını söyleyen sözde hastalar, 19 günlük bir gözetim sürecinden sonra ‘hafif şizofreni’ tanısı konularak hastaneden çıkarılır.

Rosenhan’a göre bu tanı, sağlıklı bir tanı değildir çünkü ‘gerileme sürecinde şizofreniye’ sahip olmak, düzeldiğiniz anlamına gelmez. Tek bir ‘çeşitli sesler duyma’ şikayeti, bir hastanın hayatı boyunca üzerine yapışacak bir etiket anlamına gelir. Rosenhan hem bu tanının hem de kişinin yaşadığı sürecin insani olmadığını söylüyor.

Rosenhan “Kimse sizinle konuşmuyor, kimse ziyaretinize gelmiyor. Hastanedeki çalışanlarla ortalama iletişim süresi günde ortalama 5-6 dakikayla sınırlı kalıyor. Psikiyatri klinikleri, toplum içinde görmek istemediğimiz ve sempati duymadığımız kişiler için adeta bir depo görevi görüyor” diyor.

Deneyin birinci kısmı gerçekleştikten -ve basında geniş yer aldıktan- sonra, bir klinik Rosenhan’dan istekte bulunur. Söz konusu klinik, Rosenhan’a bu deneyi yeniden gerçekleştirmesini -sahte hastaları kendi kliniklerine göndermesini- ister. Klinik, sahte hastaları -gerçek akıl hastalarından- ayırabileceği güvencesi verir.

Rosenhan teklifi kabul eder ve deneyin ikinci kısmı başlar. Klinik çalışanları; o hafta içinde gelen, akıl hastası oldukları iddia edilen 193 hastadan 41’ine ‘sahte hasta olabilir’ teşhisinde bulunur, ayrıca 42 kişiden de şüphe duyar.

Oysa Rosenhan, kliniğe hiç sahte hasta göndermemiştir! “Psikiyatri kliniklerinde, akıl sağlığı yerinde olanla olmayanı ayıramadığımız apaçık ortada” diyen Rosenhan, kliniklerin “normal bir insan ile akıl hastası olan bir insanı birbirinden ayıramadıklarını” söyler. Bu ikinci araştırmadan sonra psikiyatri dünyası Rosenhan karşısında teslim bayrağını çeker.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.